Kulak Tüpü Nedir ?

İşitme kaybına neden olan pek çok unsur bulunur. Bunlardan kulakta sıvı birikmesi özellikle çocukluk çağında işitme kaybı problemlerinin başında gelmektedir. Erken teşhis ile kulak zarına tüp takılması sorunu büyümeden çözmektedir. Kulak tüpü, KBB uzmanı tarafından kulak zarının belirli kısmına yapılan işlemle yerleştirilen silindir şeklinde, küçük ve ortasında kanalı (lümeni) olan cisimlerdir. Kulak tüpü sayesinde orta kulağa hava geçişi sağlanır. Metal, teflon, plastik gibi çeşitli materyallerden yapılmış olan kulak tüpleri de vardır. Parasantez adı verilen uygulama ile işlem yapılır. Mikroskop yardımı ile kulak zarında cerrahi işlemle belirli bölgeye çizik atılır. Kulak zarında bilinçli çizilen bölgeden orta kulaktaki sıvı çekilir. Orta kulaktan dış kulağa doğru açılan ve özel aletlerle yerleştirilen tüp tam bir şekilde oturduktan sonra işlem sonlandırılır. İşitmeyi belirli ölçüde daha iyi hale getiren ve otit sonucu oluşan ağrıyı hafifleten bu işlem sonucunda hastanın kulağında hissedilen bir değişiklik oluşturmaz. Çocuk hastalarda orta kulakta meydana gelen bu problemin tekrarlamaması için genellikle geniz eti de alınır.

Vertigo Nedir?

Tıp dilinde baş dönmesine Vertigo denmektedir. Kendinizin veya etraftaki nesnelerin döndüğünü hissetmenize yol açar. Tüm bunlar Vertigo olarak tanımlanmaktadır. Bunlar; deprem oluyor gibi hissetmek, kendini güvensiz hissetmek, ayağın altından yerin hareket ediyor kayıyor gibi olması, kendi etrafında dönüyor hissi vertigo için kullanılan terimler arasındadır. Vücudumuzda dengemizi sağlamamıza yarayan üç unsur vardır. Bu unsurlardan birinin dahi kaybolması ile dengemiz bozulur ve bunun sonucunda baş dönmesi ortaya çıkar. Baş dönmesi şikâyeti ile gelen bir hasta değerlendirilirken öncelikli olarak hastadan ayrıntılı bir şekilde bilgi alınmalıdır. Hasta, çok dikkatle ve hassas bir şekilde dinlenilmedir. Bazen hastadan alınan tek bir cümle ile bile tanı konulurken bazen ise farklı testler sonucunda tanı konulmaktadır. Baş dönmesinin sıklığı, ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve beraberinde bulantı, kusma, duyma kaybı ve kulakta çınlama olup olmadığı teşhis için önem arz etmektedir.

İşitme Kaybı ve Alzheimer

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada yaklaşık 1 milyon kişi Alzheimer’a yakalanmış durumda. Ülkemizde ise bu sayı 700-800 bin kişi aralığındadır. Yaşlılık döneminde yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkilere neden olan demans ve Alzheimer hastalıklarının sebebi halen araştırılmakta ve ilaç ile henüz tedavisi mümkün olmamaktadır. Gerek dünyada gerekse de ülkemizde yaşlanmaların artması, insan oğlunun ortalama ömrünün uzaması ve önümüzdeki 50 yılda da bu artışın devam edecek olması bu gibi hastalıkların görülme sıklığını arttıracaktır. Bilim adamları bu konuyla ilgili çalışmalarına yoğunluk vererek ilerleyen yıllarda gerek sağlık açısından gerekse ekonomik yönden toplumların üzerindeki yükü azaltmayı hedeflemektedir. Hatta son yıllarda Alzheimer için ilaç bulmaya çok yakın olduklarını belirttiler. Çağımızın problemlerinden biri olan hareketsizlik, sigara ve alkol kullanımı, yoğun stres, beyin aktivitesini azaltan her türlü etkenler ve işitme kaybı Alzheimer’ı tetikleyen temel etkenlerdir. Yapılan birçok araştırma sonucunda işitme kaybının Alzheimer riskini yüzde 10-15 arttırdığını göstermektedir. Özellikle ileri yaşlarda zihinsel ve fiziksel aktivitelerin azalması ve iletişimin kısıtlı olması riski katlamaktadır.

Kulak Çınlaması (Tinnitus)

Kulak çınlaması, işitsel bir uyaran olmadığı halde ses algılanması olarak tanımlanmaktadır. Latincede bulunan “tinnire” kelimesinden türetilmiş olup, çan çalmak, zil anlamlarına gelmektedir. Tinnitusu bazı psikiyatrik durumlar ile ( kuş sesi, insan sesi, müzik sesi vb anlamlı sesler duymak ) karıştırmamak gerekir. Tinnitus bir kulakta, her iki kulakta veya başın içinde algılanabilir. Genellikle duyusal kayıplara karşı oluşan nöroplastik cevapların oluşturduğu işitsel varsanıların kulak çınlamasını oluşturduğu düşünülmektedir. Tinnitus ile ilişkili olduğu bilinen bir çok hastalık olmakla birlikte bunların en başında işitme kaybı gelmektedir. Özellikle yüksek frekanslarda görülen işitme kayıpları kulak çınlaması için majör risk faktörlerindendir. Fakat işitme kaybı olup tinnitus semptomu olmayan veya işitme kaybı olmayıp tinnitusu olan bir çok hasta vardır. Tinnitus ile işitme kaybı arasında bir ilişki olmakla birlikte bu ilişki her zaman doğru orantılı değildir. Gürültü maruziyeti veya akustik travma yaşayan bireylerde tinnitus görülme sıklığı artmaktadır. Obezite, alkol ve tütün kullanımı, kafa travmaları, hipertansiyon, uyku bozuklukları, anksiyete olası risk faktörlerindendir. Kulak çınlamasına neden olan bir çok risk faktörü bilinse de net olarak hangi durumun nasıl etki ettiğini tespit etmek çoğu zaman mümkün olmamaktadır.

Çocuklarda Orta Kulak İltihabı

Pediatrik grupta orta kulak iltihabı genellikle orta kulak enfeksiyonu veya otit olarak bilinmektedir. Ayrıca çocuklarda görülmesinin yanı sıra yaş ve cinsiyet fark etmeksizin yetişkinlerde de görülebilmektedir. En sık 6-24 aylık bebeklerde görülür ve 5 yaştan sonra görülme sıklığı giderek azalır. Bebekleri huzursuz eden bu durum nadiren de olsa kendiliğinden geçebilir. Diğer bir yandan uzun sürmesi ve kendiliğinden iyileşme olmaması halinde kulakta ağrının yoğunlaşması ve kulak zarında delinmeye yol açabilir. KBB hekimi eğer uygun görürse antibiyotik tedavisine başlanır ve iyileşme genellikle birkaç gün içinde gerçekleşir ve antibiyotik tamamen bitirilerek tedavi tamamlanır. Genel bir tanımlama yapacak olursak, orta kulak iltihabı yani otitis media kulak zarından sonra gelen kısım olan çekiç, örs ve üzengi adı verilen kemikçiklerin yer aldığı ve titreştiği kısımda meydana gelen iltihaplanma durumudur. En sık görülen grup ise pediatrik gruptur.

Presbiakuzi

Presbiakuzi, artan yaşa bağlı olarak ortaya çıkan işitme kaybı anlamına gelmektedir. Ayrıca yaşlanma ile ortaya çıkan kronik hastalıklar arasında en yaygınıdır. Presbiakuzi, bilişsel bozukluklarının nedenlerinden biri olarak görülmektedir. İşitme bozukluğu üzerine yapılan son çalışmalar, yaşlılarda demans riskini artıran bilişsel süreçlerle bir korelasyon olduğunu kanıtlamaktadır. İşitme cihazlarının kullanımı ile işitmenin zamanında rehabilitasyonu(yeniden kazandırılması), bilişsel işlevin inhibisyon süreçlerini geciktirmenize izin verir ve yaşlıların aktif ömrünü uzatmasını sağlar.

Çocuklarda İşitme Kaybı

Konuşmanın öğrenilmesi için ek olarak herhangi bir sağlık problemi olmaması durumunda en önemli unsur işitmedir. Tipi, derecesi ve konfigürasyonu fark etmeksizin işitme kaybı çocukların konuşmasını ve dil gelişimini doğrudan etkiler. Buna bağlı olarak sosyal, akademik ve duygusal problemleri de beraberinde getirir. Dil ve konuşma gelişiminin sağlıklı bir şekilde olması için işitmenin normal sınırlarda olması gerekmektedir. Konuşmanın olumsuz etkilenmesi ise işitme kaybının derecesi ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla hafif dereceli bir kayıp bile çocuğun dil ve konuşma gelişimini olumsuz etkileyebilir. Dil gelişiminin en önemli dönemi 0-4 yaş aralığıdır. Hem konuşmayı hem de dili öğrenen yetişkin bireyler işitme kaybı yaşasalar bile duymadıkları kısımları tahmin ederek bir süre idare edebilirler. Ancak çocukların çevredeki sesleri çok net ve anlaşılır duymaları gerekmektedir. Bu nedenle eğer pediatrik grupta işitme kaybı mevcutsa hızlı aksiyon alınmalı ve pediatrik işitme cihazı uygulamasında bu alanda uzman odyologlardan destek alınmalıdır.

Gürültü ve İşitme Sağlığı

Gürültü, dinleyicinin duyabildiği ve kişiyi rahatsız eden veya kişinin işitme sağlığını riske sokan bütün seslere (rastgele titreşimlere) denir. Kişide anksiyete, stres, kardiyovasküler problemler, kulakta çınlama, kalıcı veya geçici işitme kaybına sebep olabilir. Gürültünün bireydeki etkileri, gürültünün özelliklerine göre değişim göstermektedir. Ani bir şekilde gürültüye maruz kalınması durumunda oluşan işitme kaybına “Akustik Travma”; uzun süreli bir gürültünün işitme hassasiyetini azaltması sonucu oluşan işitme kaybına “Gürültüye Bağlı İşitme Kaybı (GBİK)” denir. Gürültüye bağlı işitme kaybının oluşmasında özellikle gürültünün şiddeti (seviyesi) ve gürültüye maruz kalma süresi büyük önem taşımaktadır. Düşük şiddetteki veya kısa süreli gürültüye maruz kalma sonrasında, işitme eşikleri belirli bir süre içerisinde iyileşerek tekrar eski haline dönüyorsa “Geçici Eşik Değişikliği”; yüksek şiddette veya uzun süreli gürültüye maruz kalma sonrasında işitme eşikleri tam anlamıyla eski hale dönmüyorsa “Kalıcı Eşik Değişikliği” yaşandığı söylenebilir.

İşitme Cihazı Ankara

İşitme kaybınız var ise işitme cihazı kullanmanız gerekmektedir. İşitme cihazı kullanmazsanız her geçen zaman diliminde konuşmaları ayırt etmekte zorlanabilirsiniz. İşitme kaybınız olması durumunda bir işitme cihazı satış ve uygulama merkezine giderek size en uygun işitme cihazını işitme uzmanının işitme testinizi yapıp değerlendirmesinin ardından alabilirsiniz. İşitme cihazı alacağınız yerde mutlaka bir odyolog veya uzman odyolog bulunması gerekmektedir. İşitme cihazı alma konusunda en önemli nokta cihaza yapılan ayarlardır. Ankara’da işitme cihazı satışı yapan bazı yerlerde REM ölçümü yapılarak cihaz ayarları yapılır ve bu en sağlıklı yöntemdir. İşitme kaybınıza göre yapılan cihaz ayarını aynı zamanda REM ile desteklemek sesleri en kaliteli şekilde duymanızı sağlayacaktır.